Eşyaların içinde boğuluyor muyuz acaba?


Buraya taşınalı 2,5 sene bitiyor, keşke daha az eşya ile gelseymişiz buraya, salon hala çok kalabalık, bundan 10 sene önce İstanbul yaşamımızda salon takımımızı oğlumuza miras bırakırız falan gibi düşünüp masif yemek takımı  almıştık. Üzerine annemin Fatih Kıral takımı da gelince salon, mobilya dükkanı gibi, hele bir de koltuklar, aman tanrım. 

İş tabii bunlarla bitmiyor, 4 adet yemek takımı, yüzlerce bardak, süs eşyaları, biz öldüğümüzde Mert bunların hepsini atacaktır eminiz. 

Bunlardan neden mi bahsediyorum. Geçen sene Netflix’te hayatımıza Japon Marie Kondo diye bir kadın girdi. Bu kadın kıyafetlerinizle aranızdaki bağı fark etmenizi ve onlarla aranızdaki bağ kopmuşsa artık vermelisiniz dedi. Aynı şeyi ev eşyalarımız içinde kullandı. Hatta kıyafetlerimizi daha farklı şekilde katlayıp dolaplarımızda yer açmamızı sağladı. 

Bu ay ise gene Netflix’te The Home Edit diye başka bir seri başladı. Bu seride de Clea Shearer ve Joanna Teplin adında iki kadın Amerikalı insanların evlerine giderek tekrar eşyalarını nasıl toplayacaklarını ve klase edeceklerini anlatıyorlar ve harikalar yaratıyorlar. 

Ben de onlardan esinlenip Amazon’dan bu hanımların kitaplarını sipariş verdim ve bugün kitaplara kavuştum. Marie Kondo’nun kini hemen biraz okudum harika, ileri ki günlerde sizlerle paylaşacağım ve korkunç dolu salonumuzun dolaplarını toplamaya başladım. Yarın biter diye düşünüyorum. Resim paylaşacağım. 

Bence yaşlarımız ilerleyince yavaş yavaş eskilerden kurtulmamız gerekiyor, yoksa onları temizlemek, saklamak boşuna yer işgal ediyorlar ve temizlik insanın ruhunu karartıyor. Kurtulma, hafifleme tiyolarını paylaşacağım merak etmeyin.

Hepinize iyi geceler…

Tugba

2 yanıt

  1. Ya aynı zamanda aynı şeyleri farketmek izlemek ve uygulamak şaka gibi … Bende THE seyredip ev detox u yapıyorum. Bunlar bizim geçmişimiz bizim yüklerimiz kimseye guzel anılar dışında bisey bırakmamak lazım 😘

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir