1 Mart….


2020 yılının ilk iki ayını nasıl yedik anlamış değilim, zaten berbat geçen günler yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Biraz içimiz açılsın diye Aralık Ayında gittiğim Fransa’dan bahsetmek isterim.


Grubumuzun çılgın Hanımları tabii Speedy de var

18 Aralık’ta 4 Hanım, Pronto Plus Turu ile Alsace turumuza yeni hava limanımızdan başladık. Gezeceğimiz yerler Noel Marketleriydi, Colmar Bölgesindeki minik minik köyleri dolaşacaktık. Tur 22 kişiydi ve allahtan çok uyumlu çok tatlı ailelerdi katılanlar, ne bir kavga, ne bir anlaşmazlık yaşamadan gittik geldik. Bu arada tek problem rehberimizin enerjisiydi, “onu da görün bunu da görün” dedikçe son günlerde perişan düştük. Ben kadıncağıza “Speedy Gonzalez” ismini taktım. O kadar hızlı yürüyünce “Speedy nerde, aman kaybetmeyelim” dedikçe bize de eğlence oldu açıkçası. 


Uçağımız Basel Hava limanına indi ve biz İsviçre kapısından çıkarak yarım gün Basel şehir merkezini ve Noel Pazarlarını gezdik. Basel Havalimanı 3 ülkeye hizmet vermekte ve hangi ülkeye geldiyseniz o ülkenin kapısından çıkış yapıyorsunuz: İsviçre, Fransa, Almanya. Mulhouse EuroAirport diye adlandırılmış. Avrupalılar orada da ortak noktada hava limanı yapıp maliyetten yırtmışlar. 


Basel inanılmaz pahallıydı, inanamadık, 4 kahve 1 pastaya 50.- Euro verince biran pek üzüldük, gezinin devamında biterdik, allahtan akşam otelimizin olduğu Colmar’a gelince bi rahat ettik. Fransa tabii ki İsviçreden ucuzdu. Normaldi ama keşke Türk Liramız bu kadar değersiz olmasaydı. İnsanın içi acıyor walla…


Colmar gece harikaydı, şehir merkezini müthiş süslemişlerdi. Güzel bir yemek yedikten sonra otelimize döndük. 


Colmar

Ertesi gün Ribeauville’de şarap tadımı yaptık, Haut-Koenigsbourg Şatosunu gezdik, Noel Marketlerinden birinin olduğu Eguisheim köyünü dolaştık, sıcak şarap içtik, bolbol resim çektik. Hava soğuktu ama eskiden olduğu gibi dondurucu değildi. Bu bölgede Fransızlaşmış Almanlar yaşıyor. 2. dünya savaşına kadar birçok kez el değiştirmiş ama mimari ve konuşulan dil bakımından Almanların hala izlerini taşıyor. Oradakilerle konuştuğumuzda Alsace dilini artık sadece yaşlıların kullandığını yeni nesilin Fransızca konuştuklarını söylediler.

Strazburg

Ertesi gün Colmar’dan ayrılıp Strazburg’a geçtik.  Strazburg gerçekten görülmeye değer bir şehirdi. Avrupa Parlamentosu’ndan Gutenberg’e kadar önemli şeyleri barındıran bir şehir. Tabii Noel Pazarı da çok büyüktü. İlk gün paten kaymak istedim ama yağmurluydu, ikinci gün de ise çok sıra vardı, kayamadım. 




Son gün gruptaki yaşlılar tempodan pert olunca bizle birlikte 6 genç Nancy’e gittik. Nancy tamamen Fransız yapısına sahip bir şehir. Alsace bölgesinden eser yoktu.  Orası da Lüksenburg’a ve Paris’e  çok yakın olduğu için önemli bir şehir. Minik bir şehir turundan sonra Strazburg’a geri döndük ve şehri dolaşmaya devam ettik bu arada bizim için ama en önemli nokta; Uniqlo delisi 4 kadın olunca 2 saatten fazla Uniqlo Mağazasında o montu mu alayım yoksa bunu mu? Çok zorlandık. 🙂


Son gün gene Basel EuroAirport’a geri döndük ve uçağımıza binip kürkçü dükkanlarımıza geri döndük. 


Alsace bölgesi görülmeli mi evet görülmeli, medeniyet, eskiye bağlılık, aile değerleri, paylaşılmışlıkları yaşamak güzeldi. Çok fazla detaya girmeden size anlattım. Kafanızı fazla şişirmeyim. 


İyi ki sevgili Elçin, Neslihan ve Belma ile bu turu yapmışız. 


Hayat paylaştıkça güzel, empati yapabildikçe güzel, hep boşu değil dolu yanlarını da gördükçe, yaşadıkça güzel. Cuma gününden beri şehitlerimiz beni çok sarstı. En kötüsü de elimizden bir şey gelememesi, kendi kendimize yas tutuyoruz. Osmanlı’nın hasta adam dönemine dönmüş durumdayız. Bu sefer bizi kim kurtaracak bilemiyorum ama kurtulamazsak durum hiç iyi değil. 


Bir daha ki sefere yakın zamanda yazacağım, 3 ay ara vermeyeceğim. Tekrar görüşmek üzere…


Sevgiler


Tugba

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir